+90 532 446 6592 info@contactturkey.com
tren

Croatia

Güneşin En Çok Yakıştığı Ülke: Hırvatistan

Hep gitmek istenen o eşsiz kıyılar, birbirinden güzel adalar ve Orta Çağ’dan kalma açık hava müzesi tadında şehirler… Rotamızı, güneşin en çok yakıştığı ülkelerden biri Hırvatistan’a çeviriyoruz. 

Bu kadar sahil bolluğunun içerisinde, adeta bir Ankara misali ülkenin başkenti Zagreb denizsiz kalmayı başarmış. Ancak ülkenin hemen hemen her yeri Adriyatik Denizi’nin tam kucağında yer alıyor. 1000’den fazla adaya sahip ülkede denizin önemini anlatmaya gerek yok. Ayrıca Split, Zadar ve Dubrovnik gibi büyük şehirler yine deniz kıyısında ve her biri size ‘’bu yazı buralarda geçirmek istiyorum’’ dedirtmeye aday. Özellikle Dalmaçya kıyılarındaki güzel plajlar ve bu bölgedeki bazı adalar Hırvatistan turizminin baş rolündeler. Denizden, adadan ve plajdan konuşmaya başlamışken bölgedeki gemi ve yat trafiğini hayal etmek elbette zor değil. Sessiz sakin koyların masmavi sularında teknelerin demirlediği anlar adeta bir masal gibi. Şimdi bu masal diyarına biraz daha detaylı bakalım. 

Ottawa IV

2016 (Built)
5 Cabins
12 Guests
Croatia – Montenegro

Sunrise

2019 (Built)
5 Cabins
12 Guests
Turkey – Croatia

Quest R

2019 (Built)
5 Cabins
12 Guests
Greece, Turkey, Italy, Montenegro, Croatia

Üç Dalmaçyalı

Hırvatistan’ın Dalmaçya kıyıları 3 bölgeye ayrılacak kadar uzun. Bu bölgeleri; Güney Dalmaçya, Orta Dalmaçya ve Kuzey Dalmaçya oluşturuyor. Güney Dalmaçya; genelde turistlerin Split şehrinde feribotlar ile gittiği birçok ada kasabasına ev sahipliği yapıyor. Bu kasabalar arasında Vis kasabası özellikle görülmeye değer olanlardan. Ancak bu bölgeyi keşfetmenin en iyi yolu tabii ki bir tekne ile dolaşmak. Bu sayede gizli koylara, tarihi limanlara ve karadan ulaşımı olmayan antik marinalara gidebilirsiniz. Vis Adası, ana karaya uzaklığı sebebiyle turistlerle dolup taşmayan, huzurlu zaman geçirebileceğiniz ve çok taze deniz mahsulleriyle harika yemekler sunan restoranlar bulmanızın kolay olduğu bir ada. 

Güney Dalmaçya bölgesinin en güzel ve sakin adalarından biri de Mljet. Eşsiz güzellikteki doğal parkıyla meşhur olan bu adanın üzerinde 2 adet göl ve ünlü Ulysess Mağarası da bulunuyor. Ada, kano, kamp ve doğa yürüyüşü severler için harika bir yer. 

Tabii bu bölgeyi anlatırken son yıllarda komşularına göre popülerliğini arttıran Hvar’dan bahsetmemek olmaz. Ev sahipliği yaptığı festivalleri, gece kulüpleri ve plajlarıyla lavanta kokulu bu ada size eğlence dolu anlar vadediyor. Adanın irili, ufaklı köyleri de keşfetmeye değer. Lastovo adası ise 1000’i bile aşmayan nüfusu ile tam anlamıyla keşfedilmemiş bir hazine. Burası ana karaya uzak adalardan biri olduğu için turist nüfusu az, bozulmamış doğal güzellikleri ise dillere destan. 

Yine bu bölgenin ünlü adalarından biri de Korcula. Marco Polo’nın doğduğu yer olması sebebiyle turistik açıdan da oldukça önemli. Çok sayıda plajı olan bu adanın etrafı turkuvaz renkte sularla çevrili. Demirleyen tekneden atlayarak burada yüzmek paha biçilemez bir zevk. Tüm Dalmaçya kıyılarında gözümüze sıkça çarpan Venedik mimarisi evler burada da oldukça fazla. Bu da bizi adanın her köşesini keşfetmeye itiyor. Daracık sokaklarda yürürken bir yandan muhteşem fotoğraflar çekeceğinize eminiz. 

Orta Dalmaçya bölgesine baktığımızda ise, en güzel adalardan biri Brac. Özellikle Supetar ve Bol, adanın en güzel plajlarına ev sahipliği yapıyorlar. 396 kilometrekarelik yüz ölçümü ile Adriyatik Denizi’nin en büyük 3. adası olan Braç’ta bir de havaalanı bulunuyor. Burada yaşayan yaklaşık 14.000 kişilik yerli halk gelirini turizm, balıkçılık ve tarımdan sağlarken, ada aynı zamanda Hırvatistan topraklarında insanlığın eski yerleşim yerlerinden biri.

Kuzey Dalmaçya, Orta ve Güney bölgelere göre çoğu zaman daha az turistik olarak bilinse de buradaki birçok ada kesinlikle görülmeye değer. Örneğin Krk Adası, buraların en güzel adalarından bir tanesi ve aynı zamanda 18.000 kişilik yerel halk nüfusuyla en kalabalıklarından. Adanın yüz ölçümünün de az olmadığını düşünürsek bu adada aradığınız her türlü eğlenceyi bulabilirsiniz. Gündüzleri onu çevreleyen harika plajlarından masmavi denizine girerken, geceleri önce bir aile restoranında Akdeniz mutfağından lezzetli yemekler yedikten sonra adanın gece kulüplerinden eğlenebilirsiniz. 

Şimdi de dilerseniz Krk Adası’nın hemen yanı başındaki Cres Adası’na doğru yelken açalım. Cres adası da Krk ile aynı boyutta ama adanın büyük bölümü hala çok bakir. Ayrıca, Doğu Avrupa’daki en derin temiz su kaynaklarından biri olan ve deniz seviyesinden 50 metre daha aşağıya kadar inen Vrana Gölü’nün bulunduğu adadır. 

Kuzey Dalmaçya bölgesinin diğer ünlü adaları ise; güzel kum plajlarıyla ünlü Rab ve birçok festivalin gerçekleştirildiği Pag adalarıdır. Bu arada Kuzey veya Güney farketmeksizin bu büyüleyici kıyılarda Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında oldukça sıcak yazlar geçmektedir. 

Müze Şehir: Dubrovnik

Adaların eşsiz güzelliklerini anlata anlata bitiremeyiz ama Hırvatistan’dan söz ederken Dubrovnik ile ilgili yazmamak da olmazdı. Dubrovnik ya da geçmişteki popüler adıyla Ragusa şehri; Bizans, Osmanlı ve Habsburg Hanedanlığı gibi çok önemli devletlerin egemenliği altında geçirdi. Ancak 1991 yılında Hırvatistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla şu anda bu ülkenin özellikle turizm alanında en büyük gelir kapılarından bir tanesi konumunda. Tarihi detaylarda boğulmadan şimdi size bu şehrin mutlaka gezilmesi gereken yerlerini ve keyif alacağınız aktivitelerini anlatmaya çalışacağız. Öncelikle şehirde sadece 44.000 civarında nüfusa sahip olduğunu belirtelim. Yani nereye giderseniz gidin kendinizi bir kaosun içerisinde yorgun halde bulmanız imkansız. Tabii ki yazın turist akınıyla beraber bu nüfus katlanıyor ama yine de bu şehrin sizi dinlendireceğine eminiz. Öncelikle Dubrovnik’in en önemli özelliği şehrin olağanüstü mimarisi. 13. Yüzyıldan kalma manstırları, meydanları, çeşmeleri, detaylarla dolu heykelleri ve müzeleriyle şehir sizi büyülüyor. Kent merkezinden biraz uzaklaşırsanız surlara ulaşabilir ve görkemli hisarları görme fırsatı yakalayabilirsiniz. Kentin bu bölümündeki en popüler yapılardan bazıları; Minceta Hisarı ve Ploce kapısı. Bu arada Game of Thrones dizisinin çok sayıda sahnesinin buralarda çekildiğini söylemeden geçmeyelim. Şehrin dokusunun yüzyıllar boyunca bozulmadan günümüze geldiğinin en büyük kanıtı da bu aslında. Hatta dilerseniz Game of Thrones gezi turuna da katılabilirsiniz. Tabii ki kentin plajlarını da ayrıca övmek gerekiyor. Banje Beach, Suluci Beach, Sveti Jakov Beach bu güzel plajlardan sadece birkaçı. Hepsine şehir merkezinden yürüyerek ulaşabilirsiniz. Tabii en güzel plajların sadece deniz yoluyla keşfedilebilen bakir koylarda olduğunu hatırlatalım. Peki ‘’gezdik, dolaştık şimdi yemek sırası’’ derseniz, bu konuda da size önerilerimiz olacak. Dubrovnik’teki restoranlar şehrin konumu ve tarihi itibariyle Akdeniz mutfağından bir hayli etkilenmiş. Şehrin özellikle Old Town bölgesinde çok sayıda başarılı işletme bulmanız mümkün. Tabii deniz mahsülleriyle aranız pek yoksa burada işiniz biraz zor olabilir çünkü şehrin mutfağı, son derece yalın pişirilen taze deniz ürünleri yemekleri ile meşhur. Midye ve karides çokça sunuluyor. Bu arada eğer vaktiniz ve istiridye tutkunu varsa, Dubrovnik’e yaklaşık 1.5 saat uzaklıktaki Ston Kasabası’nı ziyaret ederek buradaki enfes istiridyelerden tadabilirsiniz. Tekrar Dubrovnik’e dönersek; tabii ki tek seçeneğiniz deniz mahsülleri değil, fırında tavuk ve unlu mamüller konusunda da çok başarılılar. Bunu da şehrin Akdeniz kadar Balkan kültürü ile de olan etkileşimine bağlayabiliriz. Börek, turta, kurabiye, kek ve pasta tarzı ürünleri kesinlikle denenmeli. Kısacası pastane ürünlerinde sizi pişman etmiyorlar. Yemek sonrası keyif için birkaç mekan önerisi de sunmadan geçmeyelim istedik. Nefes kesici bir şehir manzarası sunan Panorama Cafe, yine manzara denince iddialı olan Villa Dubrovnik ve adından anlaşılacağı üzere bir mağaradan girilen Cave Bar tam bir kokteyl cenneti. Keyifli seyahatler!