+90 532 446 6592 info@contactturkey.com
tren

Greece

KOMŞUNUN KAPISINI ÇALIYORUZ: YUNANİSTAN

Birçoğumuz en yakınımızdaki ülkelere yapacağımız seyahatleri hep bir başka bayrama erteliyoruz. ‘’Nasıl olsa hep gideriz’’ diye düşünerek yıllar geçiyor ve sonra bir bakıyoruz ki komşu ülkelere hiç ayak basmamışız. Yunanistan da bazılarımız için öyle olabilir veya belki de tam tersi yakın diye sürekli gidiyorsunuzdur. Ancak bu konudaki seyahat geçmişiz ne olursa olsun Yunanistan’ın şehirlerinin ve adalarının her zaman görülmeye değer yerler olduğuna inanıyoruz. Evet, bu yazımızda komşunun kapısını çalacağız ve içeride ne güzellikler var size anlatmaya çalışacağız. Hazırsanız başlayalım! 

Quest R

2019 (Built)
5 Cabins
12 Guests
Greece, Turkey, Italy, Montenegro, Croatia

Merve

2009 (Built)
5 Cabins
10 Guests
Turkey – Greece

Nova

2011 (Built)
4 Cabins
8 Guests
Greece

TARİHİN TARİH OLMADIĞI ŞEHİR: ATİNA

Özellikle son dönemde Yunanistan’a seyahat deyince akıllara hemen deniz-kum-güneş üçgeninde bir ada tatili geliyor. Ancak biz ülkenin başkenti Atina’ya uğramadan yolculuğa başlamak istemedik. Bunun başlıca sebepleri; Yunan halkının şehir yaşantısını gözlemlemek, Atina sokaklarında biraz kaybolmak ve tabii ki Akropolis’i canlı canlı görmek. Her şeyden önce; Atina’nın ortalama pahalılıkta bir Avrupa şehri olduğunu söylemek de fayda var. İnsanları oldukça cana yakın ve elbette benzerliklerimiz çok fazla. Bu nedenle Atine ve diğer Yunan şehirlerinde kendinizi yabancı hissetmeniz zor. Sadece dil, daha doğrusu alfabe konusunda bunu yaşayabilirsiniz ama gezerken İngilizceniz ile ihtiyaçlarınızı halledebileceğiniz için bu da sorun değil. Atina’ya Temmuz ve Ağustos gibi yazın en sıcak aylarında gitmenizi önermeyiz çünkü şehir gerçekten bunaltıcı sıcak olabiliyor. Özellikle Akropolis’e çıkarken isyan edebilirsiniz veya en kötüsü pes diyebilirsiniz. Akropolis tarihin ta kendisi ve gerçekten görülmeye değer bir yer. O yüzden ne yapın edin buraya gününüzün birkaç saatini ayırın. Akropolis, içerisinde birçok tarihi yapıyı barındıran bir bölge ve tepede olduğu için şehrin hemen her yerinden gözükebiliyor. Geceleri aydınlatması onu ışıl ışıl yapıyor. Şehirde yemek yerken kafanızı kaldırıp onu görmek her insanı etkileyen bir durum. Akropolis içerisindeki bazı önemli yapıları şöyle sıralayabiliriz; Akropolis deyince gözünüzde canlanan ve sayısız fotoğrafı olan heybetli sütunlarıyla ünlü yapının ismi Parthenon, dışarısından Karyatid heykellerini barındıran tapınağın ismi Erekhtheion. Bunun gibi daha başka tapınaklar da göreceksiniz. Yine bu bölge içerisinde, Herodes Atticus ve Dionysos antik tiyatroları da sizi büyülemeye ve tarihi anlatmaya hazır bekliyor. İşte tüm bu yapıların hala günümüzde ayakta kalması, tarihi sadece bilmeye değil görmeye de fırsat verdiği için Atina’yı gezmek ayrı bir anlam kazanıyor. Son olarak, günün sonunda zamanınız kalırsa Akropolis Müzesi’ni de dolaşabilirsiniz. Buranın en üst katında bir de restoran bulunuyor. Tarihi kokladık, biraz da günümüze dönelim derseniz; Atina’nın keşfedilmeye değer bölgeleri ve sokaklarından biraz bahsedelim dilerseniz. Öncelikle Ermou Caddesi işte ‘’o cadde’’. Yani her şehirde illa bir tane olan, malum dünya markalarının bulunduğu ana cadde. Burada biraz alışveriş yapabilir ve yürüyerek geçebilirsiniz. Anafiotika Bölgesi ise favori bölgelerimizden bir tanesi. Yeme-içme ve keyif molası için bizce çok ideal bir yer. Bölge, aynı zamanda Instagram severler için bir cennet çünkü adalardan alışık olduğumuz o beyaz ve renkli panjurlu evler burada oldukça fazla. Syntagma Meydanı ise şehrin en önemli meydanı. Burada biraz soluklanabilir ve etraftaki binaları inceleyebilirsiniz. 

DİBİMİZDEKİ ADA: SAMOS 

Yunan adalarını anlatmaya Türkiye’ye en yakın olanından başlayalım istedik. Samos Adası Türkçe ismiyle Sisam Adası, ülkemize profesyonel bir yüzücünün yüzerek ulaşabileceği bir mesafede. Tabii biz yine de yüzmenizi tavsiye etmiyoruz! 😊 Siz yine en iyisi teknenizle masmavi sularda yol alarak bu şirin adaya ulaşın. Ada denildiğinde her birimizin kafasında farklı boyutlar canlanıyor. Kimimiz çok küçük bir ada hayal ederken kimimiz yüz ölçümünü abartabiliyor. Bu nedenle hemen söyleyelim ki; Samos Adası, 478 kilometrekare yüz ölçümüne sahiptir ve en büyük 9. Yunan adasıdır. Yani adayı tam anlamıyla keşfetmek için 2-3 gün ayırmanızı tavsiye ederiz. Zaten yemyeşil doğası ve masmavi koylarıyla daha azı sizi tatmin etmeyecektir. Bu arada adanın ismini nereden aldığını merak edenleri görür gibiyiz. Ada, uzun yıllar boyunca Osmanlı egemenliğinde kalıyor ve Osmanlı’nın susam ihtiyacı buradan karşılanıyor. Bu nedenle tarihte Sisam/Susam Adası olarak anılmaya başlıyor. Bu güzel adanın nüfusu ise yaklaşık 45.000 civarında. Yani İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde insandan boğulanlar için huzur yanı başımızda diyebiliriz. Şimdi dilerseniz adanın görülmeye değer yerlerini sıralamaya başlayalım! Öncelikle Samos Adası’nın oldukça dağlık bir coğrafyada olduğunu söylemek gerekiyor. Bu sebeple yerleşim kıyılarda yoğunlaşmış durumda. Adanın 4 büyük beldesi bulunmakta. Bunlar; Vathi (merkez), Karlovasi, Pythogorion, ve Marathokampos’tur. Adayı keşfetmeye Pythogorion bölgesini ziyaret ederek başlayabilirsiniz. Bu bölge, ünlü filozof ve matematikçi Pisagor’un doğum yeri olarak bilindiğinden turistik sayılabilecek bir bölgedir. Pisagor Mağarası, Hera Tapınağı ve Meryem Ana Mağarası bu bölgede görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Ada aynı zamanda bir çok müzeyi de barındırmaktadır. Teknenizle keşfedebileceğiniz ıssız koyları ve muhteşem plajları ile Samos’un sizi büyüleyeceğine eminiz. Ada, her zaman çok taze sunulan deniz ürünleri ağırlıklı bir mutfağa sahip. Tabii bizim de hiç yabancı olmadığımız; Mousakka, Caciki gibi mezeler de sofranızı ve damağınızı şenlendirecek. 

KUTSAL ADA: PATMOS

Yine ülkemize yakın adalardan bir diğerine göz atmak istedik. Patmos, aynı zamanda yukarıda detaylıca bahsettiğimiz Samos Adası’na da oldukça yakın bir konumdadır. Bu nedenle rotanızı oluştururken peş peşe koyabilirsiniz. Bu adanın öne çıkan bir diğer özelliği ise, Hristiyanlar için önemli bir merkez oluşudur çünkü rivayete göre 4 İncil’den biri bu adada yazılmıştır. Hatta bu nedenle Yunanistan Hükümeti bu adayı ‘’kutsal ada’’ ilan etmiştir. Adada 4 şehir bulunmaktadır. Bunlar; Chora, Skala, Grikou ve Kampos şehirleridir. Adanın berrak deniz suyu ve kristal kumu sizi plajlardan bir an olsun çıkmamaya itse de, adanın içerisinde keşfedebileceğiniz bir çok özel yer bulunmaktadır ve bunlardan bazıları Unesco Dünya Mirası listesine alınmıştır. Aziz Yuhanna Manastırı, Kıyamet Mağarası ve Zoodohos Pigi Manastırı görmeden dönmemeniz gereken yerlerin başında geliyor. Bu arada Agriolivadi koyu için adanın en güzel koyu diyebiliriz. Patmos, bembeyaz evleri barındıran daracık sokakları ile kaybolması oldukça keyifli bir ada. Aynı zamanda karnınız acıktığında sizi tatmin edecek lezzetler barındırıyor. Tabii ki taze deniz ürünleri adanın mutfağında yine başrolde. Adadaki tavernalarda lezzetli deniz ürünlerini ve Akdeniz mezelerini tadarken bir saatten sonra başlayan canlı müzik sayesinde güzelce eğlenebilirsiniz.

NE ARARSANIZ SİZE ONU VEREBİLEN BİR ADA: RHODES

Rotamıza ülkemize yakın adalardan bir diğeri ile devam ediyoruz. Rhodes Adası, 12 Adalar’ın en büyüğü olup, yüz ölçümü 1,398 kilometrekaredir. O nedenle adanın her yerini keşfetmem lazım diyenlere en azından 3-4 gün geçirmelerini tavsiye ediyoruz. Yüz ölçümünün büyüklüğünden de anlayabileceğiniz üzere Rodos’ta bir çok farklı bölge var. Bu sayede Rodos; sadece sessizce kitap okumak isteyen birini de, huzur ve dinginlik arayan bir aileyi de, eğlencenin dibine vurmak isteyen genç arkadaş gruplarını da tatmin edebilen bir ada. Yani aktivite anlamında çok yönlü bir yer. Bize sorarsanız Rodos Adası’nın en sevdiğimiz özelliği ise şüphesiz her yerinden eşsiz güzellikte plaj ve koylar fışkırması diyebiliriz. Bu harika plajlardan size önereceğimiz birkaçı; Tsambika Beach, Lindos Beach, Elli Beach, Kalithea Beach ve Oasis Beach olacaktır. Ada, sadece deniz kum güneşten ibaret değil elbette. Çok sayıda tarihi yapıyı da içinde barındırıyor. Öncelikle Old Town’da bir süre dolaşmanızı ve tarihi kalbinizde hissetmenizi tavsiye ederiz. Burada yer alan surlar, Orta Çağ’dan kalma yapılar ve Gotik mimariye sahip kiliseler harika bir atmosfer oluşturuyor. Aynı zamanda vaktiniz varsa bu bölgede yer alan Arkeoloji Müzesi’ne de gezilecek yerler listenizde yer verebilirsiniz. Old Town’dan sonra Mandraki Limanı ve Yel Değirmenleri de özellikle fotoğraf tutkunları için tam isabet. Büyük Üstat Sarayı, Şövalyeler Caddesi, Akropolis ve Monolithos Kalesi yine gezip görmeniz gereken yerlerin başında geliyor. Ayrıca Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos’u fethettikten sonra yaptırdığı Süleymaniye Camii de adanın simgelerinden. Ada mutfağını biraz kurcaladığımızda yine son derece iyi pişirilmiş taze deniz ürünleri, Akdeniz ruhu katılmış mezeler ve son derece lezzetli unlu mamüller öne çıkıyor. Bir mekan önerisi olarak Panorama Tsambikas restoranda ahtapot yemenizi öneririz. Tadına doyamayacaksınız bizden söylemesi! Gece eğlenceleri için ise Yunan kültürünün vazgeçilmezi tavernalarda hoş vakit geçirebilirsiniz. İyi yolculuklar!